SAFLARI SIK TUTAMADIK
Muharrem ÇİFCİBAŞI
.

Coronavirüs salgını nedeniyle camiler cemaatle namaza kapatıldığı için teravih namazları, vakit namazlar gibi evde kılındı. Ancak cemaatle camide kılınması gereken Cuma namazları iki buçuk aydır kılınamıyordu.

            Kontrollü normal hayat normları çerçevesinde yirmi dokuz mayıs cuma günü camiler bahçelerinde de olsa cemaat ile buluştu. Müslümanların hasretle beklediği Cuma Namazı valiliklerin belirlediği alanlarda ve bahçesi uygun camilerde yoğun katılım ile eda edildi.

            Covit-19 nedeniyle alınan önlemler kapsamında normalin dışında bir Cuma Namazı ibadeti yaşadık. Cami bahçesine tek girişten alınan cemaat, abdestini evinde aldı. Yüzünde maskesi, koltuğunun altında seccadesi ve girişte eline sıkılan dezenfektan ile önceden işaretlenmiş zenimde saf düzenini aldı.

            Farklı duygular yaşanan bir Cuma Namazı gerçekleşti. Cemaatle kılınan her namaz öncesi duyduğumuz “safları sık ve düzgün tutalım” cümlesini hiç duymadık. Cemaati müslimin “saflar arasında boşluk olmadan namaza başlamayalım” sözünü kimse söylemedi. Hatta imam-hatip “farzı kıldıktan sonra, musafaha yapmadan, sünneti evinizde kılın.” dedi.

            Uzun bir aradan sonra açık alanlarda kılınmasına izin verilen Cuma Namazı için cami bahçesinde her kişinin namaza duracağı yer işaretlenerek fiziki mesafe belirlenmişti. Hem saf hizasından hem de saf istikametinden gerekli mesafe belirlendiği için saflar sık olamadı.

            Katılımın yoğunluğu, cemaatin Cuma Namazını özlediğini göstermekteydi. Biraz serin ve güneyden esen rüzgârın seccademizi sürekli rahatsız edip, zeminden kaldırmaya uğraşmasına fırsat vermedik.

            Esen rüzgârın seccade ile minik oynaşması içerinde, Müslümanın Allah’ a en yakın olduğu secde anını, yeniden bütün müslümanlar ile birlikte yaşamak güzeldi. Ayakkabılar ile rüzgârın uçurmasına engel olduğumuz seccade zeminle bütünleşirken, müslümanlarda tekrar cemaatle Cuma Namazına kavuştuğu içi Allah’a şükrünü ifa etti.

            İnsanlar kaybetmeden ellerindeki varlığın nimetini, değerini anlamakta zaman zaman zaaf yaşarlar. Halbuki her dönem bu değerler insanlara hatırlatılır, öğüt olarak tekrarlanır. Ömür, sağlık, vakit, gençlik, mal-mülk en çok üzerinde durulanlardır.

            Bu meyanda ifade edilen söz “balık derya içinde, deryanın kıymetin bilmez” misali insanlarda içinde bulundukları anın değerini bilmezler. Ne zaman ki, o değer elimizden kayar gider, ah/vah artık kar etmez.

            Dünyayı etkisi altına alan ve ülkemizi de etkileyen virüs salgını bize değerini bilmemiz gereken ne çok değerimiz olduğunu gösterdi. Ebeveynler çocuklarına zaman ayırdı, paran olsa da istenilenin yapılamayacağı anlaşıldı.

            Sokağa çıkma kısıtlamaları, iş yerlerinin, eğitim kurumlarının seyahatleri vs. hayatın durması, insanları yeniden düşünmeye ve nefs muhasebesi yapmaya sevk etti. Camilerden, cemaatten ve cami arkadaşlarından uzak kalmak, bunun en acı yönlerinden biriydi.

            O halde, istesek de Cuma Namazı kılmadığımız günleri unutmadan, camiye ve cemaate sıkı sarılalım. Yaşadığımız her günün kıymetini bilerek, yüce yaratıcıya hamt edelim.

            İstanbul’ un fethinin yıl dönümünde cami bahçesinde özlemin sona erdiği Cuma Namazlarımızı, caminin içerisinde devam ettirmek ümidiyle.

Muharrem ÇİFCİBAŞI

           

01-06-2020 20:31
Bu Yazıyla İlgili Yorumunuz ?

Okuyucu Yorumları
Diğer Yazıları
HIZLI ARAMA


ANKET

Niğde'nin En Büyük Sorunu ne?

Tüm Anketleri Görmek ve Oy Kullanmak İçin Tıklayın

MAKALELER YAZARLAR
KONUK YAZARLAR
ENÇOK OKUNANLAR
GAZETE İLK SAYFALAR
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU


NİĞDE